20090316

Jeniferever - Spring Tides



















Zaman zaman bana soruluyor; "Bu albümden bahsederken, neden mihrakını alıp hüzne/neşeye koydun, oysa ben ve bir çok kişi tam tersini hissetmiş?" Cevap belli, müzikte ne arıyorsam, onu buluyorum. O yüzden siz mesela Balmorhea dinlerken huzur bulabiliyorsunuz belki ama ben o huzuru farklı yaşıyorum; yine Güneş'in batışını izliyorum belki bir kumsalda ama şezlong üzerinde değil çivilerle dolu bir yatağın üzerindeyim, çünkü bunu arıyorum, bunu buluyorum.

Jeniferever için de 2 yıl önce büyük bir huzurdan bahsedebilirdim. Choose A Bright Morning sükunetin ve huzurun notalaşmış haliydi benim için, çimentolaşmış algım neticesinde hala benzer bir payeyi taşımaktadır. Ne var ki Spring Tides, Jeniferever'ın yeni albümü, yine bir sükuneti ama bu sefer sessiz çığlık frekansındaki bir sükuneti barındırıyor. Nasıl bir şey, anlatayım;

Bir cuma sabahı, zemheri ayazda ve zifiri karanlıkta evimden çıkıyorum. Bir vasıta bulma umuduyla, o çok sevdiğim otobüs duraklarından birindeyim. Varmam gereken yere varmak için, bu saatte kullanabileceğim tek vasıta başkalarının otomobilleri, bense otostop yapmak için fazla tutuğum, öyle olmasa bile otostop yapabilecek bir araç bile yok. Hal böyleyken, vasıtayı boşverip ayaklarıma güvenmeye karar veriyorum, incecik yağmur damlalarıyla ıslanmış asfalt üzerinde sokak lambalarının yansımaları ve ben varım bir tek. Yürüyorum. Yürüyorum. Uzunca bir süre yürüyorum. En sonunda menzilime yaklaşırken, o çivilerden bir tanesi daha çakılıveriyor kafatasıma. Gözlerime perde iniyor. Kaldırıma çöküyorum. Yüzümden akan yağmur tanelerinin burnumdan ince ince sızan kana karıştığını çok sonra farkediyorum. O arada, yağmuru fırsat bilen bir solucan, uzayabileceği kadar uzamış, yürümeye devam ediyor. Gökkubbeye bakıyorum; hava aydınlanıyor. Kulağımda Ox-Eye çalıyor. İnanılmaz bir huzurun şafağı yaşanıyor göğüs kafesimde; çenemden yere damlayan bir iki damla pembe kanla, yavaş yavaş ilerleyen solucanla, laciverti fethetmeye çalışan foton dalgalarıyla, ölçülmez incelikte yağan yağmurla, kulağımdaki müzikle.

O an Jeniferever'ın zerk ettiği duyguyu mühürlüyorum. Davullardan, yaylılardan, ince yağmur taneleri kadar keskin gitarlardan bahsetmeye gerek duymuyorum. Müzik, her şeyiyle yaşamayı anımsatıyor bana. Karanlığı yırtan ışığı, solucanın yürüme çabasını, yürümeye mecbur oluşunu, kimse hiç bir şey ama hiç bir şey bilmezken damarlarından süzülen iki damla kanı, direnmek zorunluluğunu, yeni bir hayata ve/ya değişime adım atarken yaşadığın o gözlerini kör eden, dudaklarını titreten zevk dolu acıyı.

Ayağa kalkıyorum, yürümeye devam ediyorum.


Sanatçı: Jeniferever
Albüm: Spring Tides

Şarkı listesi:
1- Green Meadow Island
2- Concrete And Glass
3- Ox-Eye
4- St. Gallen
5- Nangijala
6- Sparrow Hills
7- Lives Apart
8- The Hourglass
9- Ring Out The Grief
10- Spring Tides

DOWNLOAD.

1 mırıltı.:

sudjohnsen said...

"from across the sea"den iyisini yapamazlar dediğim bir gruptu jeniferever ama buradaki "ox-eye" ters köşeye yatırttı. Fjord Rowboat a yaklaşmışlar iyice.