20080823

Sumner McKane - What A Great Place To Be























Abidin Dino, mutluluğun resmini çizememişti. Peki huzurun resmi çizilebilir mi, fotoğrafı çekilebilir mi? Mümkün mü değil mi, bilemem. Bildiğim tek şey, eğer böyle bir şey mümkünse, o karede, o tabloda, bir "ev" olması gerektiği. Zira ev, kimliğimizle öylesine bütünleşiyor, o bütünleşmeyi o kadar yoğun bir şekilde yansıtıyor ki, kimliğimizdeki kayıpların yarattığı huzursuzluk hallerinde bir ikmal durağı görevi görüyor. Bahis konusu ev, dört duvardan, bir kaç kapıdan, sandalyeden ve masadan oluşan yer değil elbette; köyüne, kasabasına, ilçesine, iline ve ülkesine kadar yayılan bir geniş skaladan söz ediyorum. Keza her birinin anılarla yoğrulması, bir toprak parçasında önceden attığın binlerce adımın gizli olması ve her adımınla birlikte sana geçmişteki hayaletlerinin de eşlik ediyor olması bence sihirli bir olay. "Ev"de huzur bulmamızın tek sebebi de bu sihirdir.

Sumner McKane de, yeni albümü What A Great Place To Be'de, ev'ini, yani doğduğu büyüdüğü eyaleti anlatmış, albüm ismiyle de bu göndermenin üstünü kalın markörlerle çizmiş. Enstrümantal müziğin konsept albüm darlığının salt şarkı isimleriyle ve/ya albüm ismi, albüm kapağı gibi şekilci bir boyut taşıyan ögelerle yansıtılabilme trajedisini de işbu albümle yıkıvermiş McKane. Zira, daha önceki albümlerindeki sound'unun dışına pek çıkmasa da, blues'a göz kırpan eklentilerle, bir Amerikan eyaletini anlattığı hikayeyi müziğin ve sadece müziğin içine taşımayı başardığı söylenebilir.

Daha önceki albümlerini de göz önünde bulundurduğumuz vakit, Sumner McKane'in etkileyici bir bestekâr olduğunu söyleyebiliriz. Zekice yaratılmış şarkılarla da, What A Great Place To Be'nin diğer albümlerinden geri kalan yanı olmadığı gibi, McKane'in evrimselleşen dehasını onayan bir özellik ihtiva ettiği de iddia edilebilir. Piyanosuyla, bol reverb'lü çekingen gitarıyla, ara ara kendini belli eden elektronik yönü ve özel bir ihtimamı hak eden davullarıyla, dört albümünde de muazzam bir huzur aurası yaymayı başardı Sumner McKane. Tüm bunların yanında, formülize edilmesi ve sınırlar içine hapsedilmesi çok da göze batmayacak bir müziği, samimi bir şekilde ve hiç bir tekrara gitmeden dinleyiciye sunmasıyla da saygıyı hak ettiği kesin.

Aynı zamanda bir fotoğrafçı olan ve fotografik hafızasında yer alanları notalara dökme arayışında olan Sumner McKane'in yarattığı tınılar, aslında garip bir hava ihtiva ediyor. Huzurun, fotoğraflara yahut resimlere dökülüp dökülemeyeceğini bilmediğimi söylemiştim yazının başında lakin, gücünü fotoğraflardan alan bu notalar, dinleyicinin gözünde canlandırdığı görüntülerle, basılı olmayan fotoğraflara dönüşüveriyor. Bulunduğu kabın şeklini alan, sıvı gibi bir müzik var işte önümüzde, algıdan algıya şekil değiştiren, ve o anki ruh halimizle de farklılık yaratma potansiyeli taşıyan bir müzik Sumner McKane'in yaptığı. Neredeyse dere kenarında bulutları izleyip, neye benziyorculuk oynamak gibi, McKane dinlemek.


Sanatçı: Sumner McKane
Albüm: What A Great Place To Be

Şarkı listesi:
1- After The Fireworks We Walked To The Rope Swing
2- When We Get To California
3- Riding In Cars In The Woods
4- First Winter At Plymouth Colony
5- We Don’t Talk About The Night Marsha Took The Boat To Digby
6- The 20th Maine
7- 1975 Chevy Nova (For Aaron)
8- The Winter I Got Louder Than Bombs And Standing On A Beach
9- Doris

DOWNLOAD.

2 mırıltı.:

said...

yazını okuduktan sonra albümü indirmemek elde değil.

$ehirli Dervi$ said...

Sumner McKane hakkında böyle güzel bir kritik yazıldığını okusa bunada bir beste yazar kimbilir!

Olayı evden-aitlikten-bir yerlerde var olmayı imlemekten dem vurmuşken benden de bir albüm tavsiyesi."Not At Home" dinleyerek başlarsak yazıyada küçük bir gönderme yapmam sağlanır.Peter Broderick kardeşimiz 87li ayrıca bunuda unutmayalım.

http://rapidshare.com/files/149020340/PB-H.rar