20080820

Anathema - Hindsight






















Takvimler A Natural Disaster'ı gösteriyor, metal kuşlar geri dönerken arkada One Last Goodbye çalıyor; bu satırların yazarı bu yüzden sessiz günlerdir. Anathema bu sessizliğe doğru bağırıyor, "sesimi duyan var mı?" diye soruyor. Sesini duyan var, var olmasına da, öylesine ufaltıyorlar, öylesine yorgun bırakıyorlar ki insanı, ne cevap vermeye mecalimiz kalıyor, ne de cevap versek sesimizi duyurabiliyoruz. Sükût ikrardan gelir, derler; belki de bu yüzden sadece, hiç bir itirazımız yok Anathema'nın söylediklerine keza.

Evvela, Anathema'yı iyi tahlil etmek gerekiyor. Evet, Limbo Pillow için biraz farklı bir müzik icra etmekteler, lakin geçmişlerindeki farklılık göz kamaştırıcı bir nüve de ihtiva ediyor. Corpse paint ile sahneye çıkıp, çatır çatır death metal çalan bir grup, zamanla death metal'e hüzünlü melodiler entegre etmeye başladı, en son da hüznü alıp odağına yerleştirdi. İyi mi etti, kötü mü etti, bilinmez, zaten iyilik/kötülük skalası bizim için pek de ehemmiyet taşımıyor. Lakin değişimleriyle, bir çok insanın kalbine dokundukları, dokunmakla kalmayıp o kalbi kavradıkları, olanca güçleriyle sımsıkı sıktıkları, aritmiye, taşikardiye sebep oldukları da bir gerçek.

Bu noktada Anathema ile ilgili çokça ortaya atılan bir tartışma maddesinin üzerinde durmak gerekebilir. Konumuz şu; hüzün metodlaştırılabilir mi? Yani bir grup, neredeyse tüm şarkılarıyla, neredeyse herkes üzerinde, aynı derecede yoğun bir duygu patlamasına sebep veriyor ise eğer, bu grubun bir şablonu takip ettiğini düşünebilir miyiz? Bunun cevabı, kalemimin 8-9 sayfalık kutsal metninde yatıyor aslında. Edgar Allan Poe, The Philosophy Of Composition'ında, tam da bu konuya değinir; magnum opus'u Raven'ın yaradılış sürecini adım adım açıklar. Temelde, yaratacağı eseri, yaratımına başlamadan kafasında bitirdiğini, ve bitirmeden önce de ne tip yol haritaları takip ettiğini anlatır: Evvela, bir insanda en çok hangi duygunun yoğunluk yaratacağını düşünüp, sonuç olarak da aşk, ölüm ve ayrılık üçgenine ulaşır. Ardından da şiirin biçimsel yapısı üzerinde dururken, yaratacağı etkinin hangi eda ile bütünleşeceğini çözümler. Yani yazınsal tarihin en gözde eserlerinden birini yaratırken, tıpkı bir bina inşa edermiş gibi -neredeyse matematiksel- formüllere başvurmaktan kaçınmaz. Peki bu, yani söz konusu bilinçli yaratım, ortaya çıkan eserin "Sanat eseri" olma skalasında herhangi bir negatif etki yaratır mı? Poe buna da cevap veriyor ve çoğu yazarın bilinçli ya da bilinçsiz benzer yol haritalarını kullanıyor olmasına rağmen "delice bir coşkunluk" düşüncesinin arkasına sığınmasından dem vuruyor. Şahsi kanaatim, bu anlatılagelen yol haritalarını, keskin şablonlar ve kumdaki ayak izleriyle bir tutmanın büyük bir yanlış olacağı yönünde. Poe'nun bir taklit/seri üretim yazarı olmaktan çok, yeni bir keşifte bulunan ve keşfin noktalarını belirleyen bir yazar olduğunu iddia etmek, edebi açıdan çok da yanlış olmayan bir tespit olacaktır. Elbette bunu reprodüksiyon tablolar üreten bir ressamla, Bob Ross-vari bir metodla da eş tutmamak gerekir.

Hülasa, Anathema'nın bir Bob Ross mu, yoksa saatlerce geometrik ve trigonometrik hesaplar yaptıktan sonra fırçasını kullanmaya başlayan bir Paolo Uccello mu olduğu, canlılığını koruyan bir soru. Şahsi fikrim, Hindsight albümünün bu soruya tatminkar bir cevap verdiği yönünde. Her şeyi bir kenara atarsak, zamanında söylenen ve kalpte spazmlara sebebiyet veren şarkıların, bir daha yorumlanıp, bu sefer tamamen farklı yapılarla arz-ı endam etmesi ve etkilerinin değişmek bir yana dursun, katmerleniyor olması, Anathema'nın ciddi bir emek, duygusal yoğunluk ve samimiyetle yola çıktığının bir göstergesi. Ne ben bu şarkıların üzerinde durmaya gerek duyuyorum, ne de bu şarkıların benim sözlerime ihtiyacı var. Kaldı ki Fragile Dreams'i, Temporary Peace'i, Flying'i, Are You There'i dinlememiş olan, dinleyip de kan akışında bir anormallik gözlememiş olan var mı?

Akustik albüm yapmak, eski şarkılarını bir best of'a atmak, bu eski şarkıları re-master ederken bir iki yaylıyı kayda dahil etmek de özgün, yahut emek gerektiren bir faaliyet değil. Anathema, gitar kablolarını çıkarmaktan, aynı riff'leri bu sefer arpejlerle çalmaktan çok daha fazlasını yapıyor, şarkıları yeniden tanımlıyor, yeniden inşa ediyor, ama esas önemli olan nokta daha farklı; tüm bunları yaparken bu tanımların yanına yeni hissiyatlar ekliyor, eskisinin yerine değil, eskisinin üstüne koyarak yapıyor bunu. Yani iki kat yoğun, iki kat sıkı, iki kat daha güçlü bir hissiyat taşıyor Hindsight'taki, eski Anathema şarkıları. Ve bunlarla ufaltıyor, küçültüyor insanı, yerle yeksan olan bir apartman ya da gökyüzünde kaybolan bir uçak gibi.


Sanatçı: Anathema
Albüm: Hindsight

Şarkı listesi:
1- Fragile Dreams
2- Leave No Trace
3- Inner Silence
4- One Last Goodbye
5- Are You There
6- Angelica
7- A Natural Disaster
8- A Temporary Peace
9- Flying
10- Unchained (Tales Of The Unexpected)

DOWNLOAD.

2 mırıltı.:

ismini vermek istemeyen 1 izleyici said...

çok sevdiğim bir kürdilihicazkar şarkıdır: sen gençliğimin katilisin.. evet buradaki ilgi anathema. ilk ergenliğin verdiği gazla -aslında siyahları yavaş yavaş çıkarmaya başladığımız zamana tekabül ediyor- süper lisede olmama rağmen sınıfta kaldığım zaman dinlemiştim çekme kasetten ilk kez. judgement'ti o albüm, pentagram cenk'in dükkanından alınan. şu an herkesin ağzına pelesenk olsa da, ayağa düşse de deep'in girişiyle tarumar olmuştum. -deep'i hala severim bu arada- o andan itibaren çoğu şey eskisi gibi olmadı..
anathema dünyadaki en iyi grup değil. anathema dünyadaki en orijinal grup değil. ama anathema benim için dünyadaki en güzel grup. yani canım sıkılınca açacağım ilk tercihim, halet-i ruhiyem kötü olursa elimin uzanacağı ilk alüm a fine day to exit, best of dinlemek istediğimde alternative 4'un kayıpsız hali hep flac çalarımda.. bu yüzden bendeki yeri çok farklı anathema'nın. önceden sevmediğim albümlerinde bile dinledikçe oturan şeylerin sonradan farkına varıyorum. ki bu çok güzel bir şey. istedikleri kadar radiohead%pink floyd kırması densin, yetmesin coldplay'den bile farkları yok yorumları gelsin; anathema çok kişisel, çok özel bir grup. bu yüzden bu yaftalamalar bir kulaktan girip diğerinden çıkacaktır çoğu zaman.

hindsight.. sevmediğim özelliğini söyleyeyim ilkin: yeni bir albüm beklerken bu albümün yayınlanması.. 2003'tü sanırım a natural disaster ve biz hala hacı bekler gibi yeni albüm bekliyoruz. kırgınım bu yüzden anathema'ya. ama hindsight, biraz, olgunluk dönemi albümü gibi. bu şarkılar tamamen akustik değil, ki çoğu anathema şarkısı da tamamen akustik bir temayı kaldıracak yapıda değil. -mellow diyor buna gevur sanırım- hitlerini yeni düzenlemeyle iki kat daha vurucu bir hale getirdikleri kesin. bilhassa flying'teki chorus bölümündeki o bol reverb'lü 'and it feels like i'm flying' bölümü.. saniyelik bir tını, şarkıyı kör dehlizlere sokmuş. tüm zamanların en favori anathema şarkım temporary peace belki biraz hayal kırıklığı (dikkat edilirse piyano soundu jazz tandanslı, artısı burada) onun dışında bir eksik gediği yok. yeni şarkı ise biraz zorlama maalesef..
netice-i kelam, ne kadar fanlarını hala 'oyalama' yoluna başvursa da bu ingiliz herifler, evet, yedik biz onu.. ama artık yeni albüm zamanıdır. bu kadar bekletmeleri kendilerine kötü yönde geri dönebilir. zira albüm beklenenin altında olursa eleştiriler çok daha acımasız olacaktır.

gp maksimov said...

aradan neredeyse 10 yil gecmis olmasina ragmen, bogazi vapurla gecerken hala alternative 4 dinleyemiyorum. Israrla sozlerinin cok orjinal olmadigini bilmeme ragmen, isin muzikte ve enstruman ve vokal tonunda bittiini sahane gosteren bi grup. albumlerine korkarak yaklassamda bu boyle.