20080704

Exxasens - Polaris






















Limbo Pillow'da yer alan grupların, müzikal anlamda pek çok ortak noktası olduğu su götürmez bir gerçek. Janr tanımlamalarına girmeden ya da belli sıfatlar biçmeden, bunu bir ağaca benzetebiliriz. Bu ağacın en kalın dalları, belli başlı ülkeleri temsil ediyor aslında, örnek İngiltere'dir, Amerika ya da Kanada'dır. Lakin son zamanlarda şunu gözlemleyebiliyorum; bu ülkelerden çıkan gruplar, tüm orijinalliklerine ve kimlik farklılıklarına rağmen bir yerde birleşebiliyorlar. Amerika menşeili her grupta bir Explosions In The Sky tınısı yakalamamız gibi yahut her İngiliz grubun ya 65daysofstatic ya da iLiKETRAiNS ekseninde yol alması gibi.

Bu sebepten ötürü, farklı coğrafyalardan çıkan gruplara daha farklı bir yaklaşımla bakıyorum çoğunlukla. Örneğin Fransa'dan çıkan Don't Look Back, İtalya dolaylarından yükselen Giardini Di Mirò. İşte Exxasens de farklı bir ülkeden, İspanya'dan, çıkan tek kişilik bir proje olmasıyla bu kategoriye giriyor. Aslına bakacak olursak, Exxasens, kendini "İspanyalı bir proje" olarak değil, farklı bir evrendeki farklı bir müzikal boyut olarak tanıtıyor; keyifli melodiler ve güçlü gitar tonları gibi galaksilere ev sahipliği yapan bir evren tanımı, sahiden de eksik ya da yanlış olmayacaktır.

Hakikaten de Exxasens'in müzikal boyutunu değerlendirirken önemli kontrastların altını çizmek gerekiyor; zarif melodik dokunuşların yanında çok ama çok güçlü bir gitar omurgası barındıran bir müzikten bahsediyoruz. Öyle ki, genel geçer post-rock tanımına uymayan bir yapıdan söz etmemiz mümkün, Jesu'nun munis agresifliği en bilinen kıyas noktası olabilir, *shels, Meniscus ve I Hear Sirens gibi örneklerden de yararlanmamız mümkün. Your Dreams Are My Dreams, Melancolie gibi şarkılar güçlü gitarlarıyla ön plana çıkarken Mira Mama, Gamma Channel gibi şarkılar beklenmedik bir şekilde huzur ihtiva ediyor. Burada Mira Mama'nın üzerinde durmalı ki, bunu "şarkı kayırmaca" ya da "favori şarkı belirlemece" yöntemlerinden çok, bir kişinin ürettiği müziğin -albüm dahilindeki- doruk noktası olarak tanımlamak daha doğru olacaktır. Keza İspanyolca vokallerin o biraz yabancı ama sıcak havası, yaylılar derken, sanatçının vizyonu elle tutulur olmasa da kulakla duyulur bir şekilde somutlaşıyor.

Bu kadar farklılığı hem dahil olduğu kalabalığa hem de kendine karşı gösterebilen Exxasens, ziyadesiyle umut verici bir albüme imza atmış. Bu farklı kimliği tanımak ve farklı coğrafyalara uydudan yaklaşmak kesinlikle akılcı bir adım olacaktır, keza Exxasens'in bunu fazlasıyla hak ettiğini düşünüyorum.

Sanatçı: Exxasens
Albüm: Polaris

Şarkı listesi:
1- Polaris
2- Melancolie
3- Exxasens
4- Mira Mama
5- Your Dreams Are My Dreams
6- Spiders On The Moon
7- Blue Space
8- Milk Stars
9- Faster Than Speed Of Light
10- Gamma Channel
11- Storms

DOWNLOAD.

1 mırıltı.:

birtakım said...

Eski blog girişlerine yorum yazmak yorumcu için sıkıntı bir şey; güncel olmayanın kale alınmaması durumundan kelli. Yine de içimde kalmasın yazayım buraya. Exxasens'i ilk defa duydum ve büyük bir iştahla dinlemeye koyuldum. Bir ara İspanyol müzisyen araştırmasına çıktığımda Jabalina Musica plak şirketi ile karşılaşmak epey işime yaramıştı ama onun da ötesinde çok iyi şeylerle karşılaştığımı hatırlamıyorum. İlk çarpıldığım grup sanırım Polar idi. Jabalina Musica bünyasindeki Polar, isminin talihsizliğinden ötürü birçok farklı müzik grubuyla karıştırılıyor ve müziklerine ulaşmak da bu nedenle güç. A letter to Stars albümü İspanyol aksanlı İngilizce'nin fonetik olarak kulağa ne kadar güzel geldiğinin somut bir kanıtıdır bence. http://www.jabalinamusica.com/2onivel/2oaudio.php?artista=Polar bu adreste kayıtlarından örnekler mevcut ancak .ram formatında maalesef.

Bir ikinci grup ise La Muñeca de Sal. Valencia'dan nefis İspanyol tınıları ile insanın rüyasına girecek kadar güzel müzikler icra ediyorlar.
Bu tarz grupların varlıklarından blog/arkadaş/tesadüf/myspace vasıtası ile haberdar olunca, björk'ün modern things'inde söylediği bütün "çağdaş şeyler"in aslında bir dağda zaten var oldukları ve ortaya çıkmak için doğru zamanı bekledikleri fikri gayet mantıklı geliyor. Bu gruplar da üstlerindeki tozu bir süre sonra atıyorlar. Sadece sanırım o süre, kişiden kişiye değişiyor.