20090427

Ólafur Arnalds - Found Songs
























Belki devasa bir saadet içindesin, belki kapkara bir hüzün kuyusunda. Bir anda geçiyor o hissin belki, ölçülebilecek en kısa zaman dilimi süresince Tanrı sana temas etmiş gibi hissediyorsun ya da belki sonsuza kadar o saadetin, o hüznün yahut, içinde olacağını düşünüyorsun. Tavanı izliyorsun ya da dışarıda bir yerlerde oturup gelen geçeni izliyorsun. Belki çok ödevin var, belki cebinde beş kuruş para yok ya da belki tüm sorumluluklarından sıyrılmış olmanın huzuruyla para harcıyorsun bir yerlerde. Tüm bunları yaparken işte, tüm bunları yaşarken, sen hissetmezken, zaman dedikleri, vakit dedikleri akıyor, tarihe karışıyor her şey bir bir. Saniyeleri görebiliyorsun -tiktaklarını duyuyorsun-, sonra dakika diyoruz, saat diyoruz, gün diyoruz, hafta diyoruz, ay diyoruz, yıl diyoruz, ömür diyoruz. Geçiyor. Anlamıyorsun, farkında olmuyorsun. Bazen hissedebiliyorsun sadece, geriye bakıyorsun ve kaybettiklerini görüyorsun, pişmanlıklarını görüyorsun, kazandıklarını görüyorsun, gurur duyduklarını görüyorsun; ne görürsen gör, arkana baktığında hep acı bir tat yerleşiyor içine. Zaman, şimdiyi çalarken yerini hüzünle dolduruyor. Hayatımızın kısa özeti budur.

Gün dediğimiz kavram içinde de benzer bir durum var. Uyanıyorsun, okula gidiyorsun, işine gidiyorsun, sevgilinle buluşuyorsun, patronunla tartışıyorsun, bir şeyler yiyorsun, işiyorsun, küfrediyorsun, sıkılıyorsun, uyuyorsun. Uyuduğunda günün nasıl geçtiğine şaşırıyorsun saadet veya hüzünle, pişmanlıklarını ya da gurur duyduklarını yaşıyorsun, kendine dokunup o katılaşmış hüznü görüyor ve görmezden gelip üzerini kapatmaya çalışıyorsun. Günümüzün kısa özeti de budur.

Ólafur Arnalds, günleri ve dolayısıyla zamanın çizgisi üzerinde yer almasıyla ömrümüzü etkileyen işlerini bu sefer tam da etkiledikleri üzerine kurgulamaya karar verdi Found Songs projesiyle. Her gün için ayrı bir şarkı yazacak, o şarkıları da aynı gün yayınlayacaktı, tamamen bedavaya. Velhasıl, zaman çizgisinin 15 Nisan 2009 adını verdiğimiz noktasında başlayan proje, Ólafur Arnalds'ın 7 gün/168 saat/10080 dakika/604800 saniye boyunca yaşadıklarını yansıtacaktı bize. Zaman .mp3 formatına sıkıştı ve Ólafur'un her saniyesi, o saniyeler içindeki saadeti ya da hüznü, gün içinde ne yaşadığı ya da ne düşündüğü bize ulaşmış oldu.

Yayınlanan şarkılar resmen bir albümde toplanmış değiller, lakin bir gün içerisinde yapılmış olan bu şarkıların albüm kalitesinde olduğunu iddia etmek yanlış olmaz. O kadar kısa zaman içinde şarkıyı bestelemek, icra etmek, aranjmanını, mastering'ini yapmak kolay iş değil, hele bir de tüm bunları yaptıktan sonra ortaya çıkan sonuç bu derece yoğun ve etkileyici ise eylemin boyutu daha ilahi bir hale geliyor.

Sonuç bazında, kısacık bir şarkı kümesinden bahsediyoruz ki Ólafur Arnalds'ın bundan evvelki kaydı Variations Of Static de süre itibariyle kısa olmasına rağmen saniyelerinin içine sıkıştırdığı hisler ile olması gerekenden fazlasını sunmayı becermiş bir yapıya sahipti ve Arnalds'ın tepe noktası diyebileceğim kadar kusursuzdu. Lakin Found Songs'taki şarkıların da, bilhassa bir gün içinde oluşturdukları göz önüne alındığında, fevkalade bir yoğunluk ihtiva ettiklerini söyleyebiliriz. Ólafur'un müziğinde, elektronik dokuların yerini yavaş yavaş piyano ve kemana bıraktığını görüyoruz ki bu çeşitliliği azaltsa da müziğin derinliği arttırıyor, yine de Lost Song elektronik doku tutkunlarına müphem bir tad verecektir diye düşünüyorum.

Son zamanlarda Ólafur Arnalds'ın Björk ile, Sigur Rós ile daha fazla anıldığına şahit olmaya başladım, artık o mide bulandıran, kulak tırmalayan İzlanda argümanı içerisinde. Mahkeme kararıyla yasaklanmasına ramak kalan bu saçma coğrafi romantizm bir yana, arkasında o kadar prodüktör ve ses mühendisiyle çalışan bir çok müzisyeni Ólafur ile karşılaştırmanın lüzumsuzluğu Found Songs projesiyle daha da belirgin bir hale geliyor. Uyumadan evvel, gün içinde yaşadığı saadet ve/ya hüznün yanında kendi aranje ettiği şarkısını dert eden birinden bahsediyoruz, kendi zamanıyla bizim zamanımızı birbirine bağlayan birinden.


Sanatçı: Ólafur Arnalds
Albüm: Found Songs

Zaman listesi:
Gün 1- Erla's Waltz
Gün 2- Raein
Gün 3- Romance
Gün 4- Allt Varğ Hljótt
Gün5 - Lost Song
Gün 6- Faun
Gün 7- Ljósiğ

DOWNLOAD.

6 mırıltı.:

Çatıdaki Sevişgen said...

kalp nedir.
işte bu o.

sudjohnsen said...

oysa ki gayet huzurlu başlamıştım güne... her albümde kapağa kuşu koymasını biliyor bu zât fakat nerdeyim ben bilmiyorum. dipte? gökte?

oyun said...

"Son zamanlarda Ólafur Arnalds'ın Björk ile, Sigur Rós ile daha fazla anıldığına şahit olmaya başladım, artık o mide bulandıran, kulak tırmalayan İzlanda argümanı içerisinde."

anlamlandıramadığım bu coğrafi romantizmi ve sanki bu müziği bir yere ait kılmaya çalışıp kendi aidiyetsizliğini örtbas etmeye çalışan o sakat algıyı tam kendimce kınıyordum ki sigur ros'un takk zamanına döndüm. bir de ne göreyim limpo pillow'da esas oğlanımız var. "they've just been waiting in a mountain/for the right moment" demiş bir müzik birikimi de değil bu.

müzik sadece müzik bazen. hissettirdikleriyle. belki sadece last fm'de etiketlemek gerekiyor icelandic diye. o da teknik olarak. gerçekte değil. hakikatte tekniğe inanmıyorum.

mükemmel.

Radnor said...

izlanda fetişizmine olan tepkine içten katılıyorum, izlandaseverleri volkanik arazide yalınayak yüremeye davet ediyorum

adektlimited.blogspot.com said...
This comment has been removed by the author.
eg elska island said...

izlanda fetişistlerinden biri olarak söz konusu tınıların söz konusu coğrafyaya olan özlemimi katalizlediğini gururla söylemekteyim ki, -ait ne kelime- basbayağı dışlandığım bu topraklara el sallama hayalim tavanımdaki yıldızlarla aramdaki her geceki gizli sır. hem teorik, hem pratik.