20090115

Üçyüz Altmışbeş Gün.












Geçen sene bugündü; yine bugün olduğu gibi imtihanlar -nihayet- nihayete ermiş, o müthiş boşluk hissiyatının içinde, süzülmekte olan bir yaprak gibi, yokuş aşağı -hani şu ucuza harika yemek yapan bol kepçecinin yokuşu- yürüyordum ki, bir anda, nereden geldi bilinmez, bu blog fikri ortaya çıktı. Çoğu zaman hasıl olur böyle fikirler zihnimde, bir anda bitiverirler, ya görmezden gelirim, ya başka bir fikre daha fazla ehemmiyet yükler diğerini unuturum, ya ertelerim ya da hemen yapmaya karar verir, yaparım. Blog fikri de böyleydi.

Sabahın kör saatinde uyanmış, yine böyle bir güneşli günün neticesinde parıl parıl parlayan tozları süpürmüş, galiba çok kötü bir imtihan geçirmiştim, fena halde uykum vardı, fena halde kendime kızgındım ama nedeni bilinmeyen bir kararlılıkla yapmaya koyuldum işte blog'u. Photoshop'uydu, rapidshare'iydi, blogspot'u derken vakit su gibi akıp geçmiş, uyku iyiden iyiye ipleri eline alır olmuştu ki, ani bir karar ile bir anda blog'un ismi Limbo Pillow oluverdi. Hayır, bundan önceki ismi söylemeyeceğim ama bu yastık aşkının nedeniyle ilgili bir kaç sır çıtlatabilirim.

Uyku denince aklıma tek bir yastık gelir; üç bin üçyüz altmışbeş günün üç bin günü, aynı yastıkla geçmiştir. Yatakhanede başlamıştı sevda ki, hane olmaklığının içinde yatak bulunan bir yer için yastığın önemi aşikardır. Yatakhaneden o eve, o evden başka eve, başka evden bambaşka bir eve derken, hep aynı yastığı sürükledim durdum peşimde. Söz konusu o yastık olunca, pek de centilmen olmam zaten, paylaşmayı pek sevmem onu. O olmadan da uyuyamam, başka yastıklar ya çok yumuşak ya çok sert gelir, hiç biri ona benzemez. İşte uyku hakimiyet kurmuşken, paylaşmakla ilgili bir kaç şey mevzu bahisken, o yastığın akla düşmesiyle oluşuverdi, Limbo Pillow'un, pillow'u. Limbo'sunu da seneye anlatırım.

Yukarıdaki fotoğrafın isminde, 15012008 geçiyor. Tüm bu düşüncelerden sonra, yaptığım her şeyin yerine bunu yapmışım. Yalova'da, harab olmuş bir evin dışında, harabeyi korurmuşçasına duran bu iki mermer aslanın rüyalarıma sık sık girmesi sonucu, yerleşmişti sayfasının tepesine. İşte bugün, bu fotoğrafı gördüğümde, iyi ki o düşüncenin üzerine gitmişim de bu blog'u yapmışım diyorum.

İmtihanlar, iki haftaya sıkıştırılan bir tez, muhtelif hususi meseleler derken blog'u boşlamış olduk. Geçen yılın aksine, bugün uyuyayım; pek yakın vakitte yazacaklarım mevcut.

1 mırıltı.:

DirgeForAJoker said...

evet, iyi ki yapmışsın *-)