20090216

Minimal Acoustic Band - Proyect 2006






















Oryantalizm diyince, Venedikteki Viyanadaki saray yavrusu evlerini, onca servetini bırakıp yerkürenin doğu tarafına koşan Marko Polo'lar, Joseph von Hammer'ler geliyor aklımıza. Peki, doğunun tam da içindeyken doğuya yönelmeye çalışana, bu beyhûde çaba içinde yön bulmak için olduğu yerde dönüp durana ne demeli? Bir türlü doğulu olduğumuzu kabul edemedik, Avrupa Birliği gibi üst-politik bir duruma değinmemeye ihtimam ederek söylüyorum, nedense kendimizi Avrupalı görmek gibi bir takıntı sahibiyiz. Tanzimat devrinden bu yana atamadık içimizdeki bu anlayışı, bize göre biz batılıyız, Avrupalıyız ve İstanbul'un doğusuna Sorbonne mezunu sapsarı saçlı mavi gözlü antropologmuşuz gibi yaklaşıyoruz. Kendini münevverden sayan lümpenlerimiz için çok daha acıklı bir hal almıştır bu durum, doğuya yönelişi bir erdem olarak gölen Türk entelektüeli, bilhassa "Türk solu" diye adlandırageldiğimiz topluluk, bu yönelişi öylesine yanlış anlamıştır ki, Türk solu ya kasket-bağlama-Alevi türküsü, ya da Vosvos-sitar-Hare Krishna üçlemelerine mahkûm kalmıştır. Dolayısıyla bu cenahlardan sürekli olarak yeni bir moda türetilir. Hatırlarsanız bir ara tütsü pek modaydı, ardından yoga esti gürledi, Aborjinlere katılmak için evden kaçan şaşıbeşin hikayesini de hatırlatmak isterim.

Efendim işte bu Aborjinlerin geleneksel müzik aleti didgeridoo'ya, Sepultura zamanlarından beri hususi bir sevgi beslerim. Meselenin oryantalist ve/ya düşünsel tarafından ziyade salt müzikal kısmına odaklandığımızda, hakikaten de farklı bir tınıya sahip olan ve bu özelliğiyle de kulakları kendine bağlayan bir yapısı var didgeridoo'nun. Minimal Acoustic Band'in öne çıkan iki enstrümanından biri de bu didgeridoo. Diğeri ise, sanki bir kontrast oluştururcasına, didgeridoo'nun kadim tarihine karşıt, ikibinli yıllarda yaratılmış, hang davulu nâm, vurmalı bir çalgı. İsviçre'de üretilen bu hang davulunun tınısı, diğer vurmalı çalgılara nazaran çok daha farklı. Sanki bir ritm enstrümanından ziyade, bir klavyeli enstrümandan çıkarmış gibi; kaldı ki bu pek de büyük bir yanılgı olmaz. Zira neredeyse tüm vurmalı çalgıların aksine, hang davulunda tüm notalar mevcut.

Minimal Acoustic Band, bu iki zıt zamana ve iki zıt zemine ait olan ve fakat birbirine çok yakışan (çok isterdiniz buraya "Tıpkı İstanbul gibi..." yazmamı biliyorum, Tuna Kiremitçi okuyun) bu iki çalgıyı birleştirirken, üzerine bir de dijital bir melodi eklemliyor. Ortaya çıkan sonuç, aşağı yukarı şöyle;



Tabii ki bu sokak gösterilerini izlediğimiz vakit aklımıza, üstünde Şile bezi dikişsiz gömlek sırtında sitar dolaşan, saçında rastasıyla "ilginçlikler adamı" geliyor ama durum bu kadar sığ değil. Minimal Acoustic Band, pek çok çalgıyı ilgiye mazhar bir şekilde kullanan ve bunu yaparken de günümüzün dijital titreşimlerinden de yararlanan bir grup diyebiliriz. Fatih Kısaparmak-Babazula arasına sıkışmış oryantalist bir dimağ için zihin açıcı görevi üstlenebilir Minimal Acoustic Band, yahut söz konusu çalgıların üstadlarıyla tanış olmanıza uzanacak yolda eğimi yumuşak bir aperatif olabilir.


Sanatçı: Minimal Acoustic Band
Albüm: Proyect 2006

Şarkı listesi:
1- Ake Bono
2- One Way
3- Somni
4- Cokoa
5- Cokoa Mix
6- Sahara

DOWNLOAD.

2 mırıltı.:

Ayşenur said...

Hilight Tribe diye bir grup var. Biraz daha eğlenceli şarkılar yapıyorlar ama didgeridoo'dan haz alan (dinlerken pek tabii ki)biri için hoş bir alternatif olabilir. Özellikle Greg Didge çıkan sesler konusunda oldukça bilgilendirici bir şarkı.
Çalışma düzeneğini bir türlü anlayamadığım, bu yüzden de çok büyülü bulduğum bu aleti çalma deneyimimden bahsetmeliyim sana sonra.

Radnor said...

batının ahlaksızlığını değil kültürünü alan! kesimlerin kendi ülkesinden vatandaşlara karşı geliştirdiği savunma mekanizması ve hürriyet pazar ağızlarıyla birbirine yabancılaşan bireylerin yarattığı uçurumsal karakter farklılıkları ve her akımın cacık haline getirilmesinden ötürü kavram öğütücü ülkemizde sosyolojik deneye maruz kalırmışçasına şaşkın gözlerle hayatı seyreylemek. Akabinde kavram savaşları ardında bireylerin biribini kevgire çevirmeye çalışması da bir hayli huzursuz bir tablo çiziyor gözlere, özellikle bu konuda last fm event kavgalarını , özellikle babylon eventlerindew olan kavgaları tek geçiyorum, bi de gitar değil sitar diyorum :)